Şikâyet

Remove the row Column: 1 En çok yapılan nedir? Her şeyden şikâyet! En az yapılan nedir? Katkıda bulunmak. En az yerine getirdiğimiz görevimiz nedir? Her vatandaşa düşen sorumluluklar! Uygar bir toplumda bireylerinin birinci görevi kurallar içinde sorumluluklarını yerine getirmek, katkı vererek şikâyete neden olacak olaylara engel olmak. Bunu neden yapamadık? Neden yapmıyoruz? Halkımız 500 yıl … Devamını oku

Kanal İstanbul’un gizli kapanı

Remove the row Column: 1 08 Aralıkta çıkan yazımda Kanalın siyasi yönüne dikkati çekmiştim. On iki gündür konu gündemde. Fakat Kanal İstanbul’un Türkiye için sakladığı gizli siyasî kapan hakkında henüz yazan olmadı. Halbuki kanalın yapılmasıyla ekolojik bir felâket gelmesinin yanında, ülkemiz bir daha geri dönülemeyecek bir çaresizlikle karşı karşıya kalacak. Montrö Boğazlar anlaşması İstanbul Boğazını, … Devamını oku

Suskunluğun bedeli

Remove the row Column: 1 Bu yazımla başkalarının ortaya attığı gündemi eleştirmekle yetinen yazarlarımıza ve bu tutum karşısında susan halkımıza sesleniyorum. Ve soruyorum: Neden yapmıyoruz? Neden suskunuz? Bağımlılıktan doğan, yıllardır büyüyen ve yok edilmesi gereken ana sorunlarımız var. Basın ve medya, sorunlar yok oluncaya kadar gündemde tutmazsa, okumayan ve çağdaşlaşmamış toplumumuzu uyandıracak başka yol yok. … Devamını oku

Halkımız

Remove the row Column: 1 Halkımız Kendisini tanımıyor. Kendi gücünü bilmiyor. Gösterilene bakmaya, verileni kabule, söyleneni yapmaya alıştırılmış. Bu nedenle elinde olan gücü kullanmıyor, eziliyor ve sıkıntıda yaşıyor. Yukarıdakilerin her birinin gerçek ve doğru olmadığını kanıtlayabilecek varsa duymak isterim. Atatürk gelinceye kadar Anadolu halkı / köylümüz orduya asker üretmek için kullanılmış. Aynı zamanda da aşağılanmış! … Devamını oku

Çiftçimize ne oldu?

Kendisine soralım bakalım ne oldu?  O köylüden                     Tarlam, kara sapanım, mandam vardı Atım, eşeğim, ineğim vardı. Olmazsa çekecek, mandam atım Vardı sapanı çekecek, sağlam sırtım. Yoksuldum, karnımı doyurmak yeterdi bana Onurum vardı, muhtaç olmak istemezdim yabana. Fazlasını alırdın benden üç kuruşa Bana vereceğine, satardın on kuruşa. Yöreden tohumum, doğal gübrem vardı İlaca yoktu nedenim, sıhhatli … Devamını oku

Otuz Ağustos 2019’u kutlarken

Remove the row Column: 1 İçinde olduğumuz girdaptan, düze çıkabilecek miyiz? Bu çöküşü durdurabilecek miyiz? Hayır, bu gidişle ve bu alışkanlıklarla durduramayız, mucize bekleyerek oyalanırız. Şiirimden sonra anlatayım. Karanlıktan aydınlığa                      Göremez önünü Karanlıktan câhil, Kim gösterecek yönünü, Yoksa aydınlatacak âmil. Yararsızdır durmak; Kalırsan karanlıkta. Ufuktur okumak, Olursan aydınlıkta, Verirsen kararını Yaşamaya aydınlıkta, Açınca bilimin kapısını … Devamını oku

Atlı arabalar

Remove the row Column: 1 Okuduğumuza göre Büyükada’dan atlı arabaları kaldırıyorlarmış. Yerine de, yeni Şehir Hatları vapurlarına taş çıkartacak çirkinlikte, karaktersiz, elektrikle çalışan bir acube geliyormuş. Geçen gün gazetede resmini görünce ağlamaklı oldum ve bu yazıyla sizlere erişmek istedim. Önce at, sonra da araba Türklerin 2 bin yıllık bir kültürüdür. Avrupalı, Türkün atına bağlı yaşadığını … Devamını oku

İnsan ve Doğa

Remove the row Column: 1 Yüzyılda insanların ortaçağlardakinden farklı hareket etmesi ve hemcinsiyle insancıl bir ilişkisi olması beklenirdi. Yaşamını sağladığı yöresini ve doğayı akıllıca kullanması, teknoloji ilerledikçe ona daha zararsız olması umulurdu. Hâlbuki insan eski çağlardan çok daha vicdansız, acımasız ve hunhar bir mahlûk oldu. Güçlü olan, taş balta ile saldıran ilkel yaratıktan daha da … Devamını oku

Bir insanlık örneği mi?

Remove the row Column: 1 Sevgili okurlarım, bu hafta size bir alıntı üzerinden yazacağım. Önce hatırlayalım: İsrail BM’in ihtar ve kesin kararlarına rağmen, Filistin topraklarını işgal altında tutuyor. O topraklardan kararlara uyup çıkmak yerine, daha fazla yer işgâl etti. İşgâl ettiği yerlerde BM’in inşaat yapma yasağı varken, dinlemedi ve mahalleler kurmaya devam etti. Bu gün … Devamını oku

Düşmanlık yapaydır

Remove the row Column: 1   İki Laz balıktan dönüşte çetin bir kavgaya tutuşmuşlar. Etraftan görenler onları zar zor ayırmışlar ve neden kavga ettiklerini sormuşlar: “Ha biz uşağımla paluğa çiktuk, paluk yerine bir hazine pulmişuz, oni paylaşamayruz” cevabını alınca, peki hazine nerde diye sorarlar, Laz: “Ha farzettik oni” der. Gelelim konumuza: Kendinin ve inançlarının ne … Devamını oku